21 Kasım 2010

bir (şey) diyeceğim!

bir şeyler.gelip gidiyor.akıyor.düşünceler.duygular.
özenle, iyilerini çekip çıkarıyorum aradan.
güzel, mutlu hatıralar. güzel, mutlu düşler.
biliyorum.
iyi olması için, (iyi olmak) gerek. bizim için iyi oluyorum. iyiyi (düş)ünüyorum, (düş)lüyorum. iyi olacak.
biliyorum.
olmaması için bir (şey) yok.
biliyorum.
ben masalımı çok ( ).

dilara.

çok

Sadece an var! Onunla olduğun, onunla yaşadığın..
Sadece mutluluk var! Yanında hissettiğin, onunla çoğalan..
Sadece belki var! Uzağındayken korkup düştüğün..
Sadece o var! Huzur bulduğun..
Sadece sen varsın! Onun olduğun..

Sadece bir çok şey var.

dilara.

4 Kasım 2010

Karınca

Karınca kararınca çektiği çile. Kışa hazırlık ; biriktir de biriktir. Beklenmedik bir anda kumlarla çevrelenmiş küçücük bir delik ancak kocaman bir dünya. Bir ara gözümü sokupta delikten aşağı bakmıştımda bir gözcü karıncayla karşılaştım. Üç beş sohbet edip karşılıklı tavla attık. Kocaman zarda o yuvarlandı ben fırlattım. Sorular falan derken elime bir şeker zerresi kondurdu ki kışa saklarım diye. Geçen gün çayıma attım işte onu ; şekersiz oldu çayım ama ben zaten şekersiz çay içiyorum.

Arzu

2 Kasım 2010

en

Çok şey ama hiç bir şey.

Doluluğun getirdiği boşluk.

Bilinen bilinmeyen.

Varlık yokluk.

Biriken boşalan.

Sevilen beklenen.

Özlenen istenen.

Devam eden biten.

dilara.

24 Ekim 2010

masal

Masalın içinde iki karakter, ikisi de birbirinden farklı. Az giderler uz giderler vardıkları tek bir yer. Beklenmedik anlarda çıkan kötü kadın ikisini de korkutur, ancak biri koruyucu diğeri korunan. Masal kahramanları bunları çok sever , iyilikleriyle yol gösterirler; vardıkları yine mutlu son. Hayatlarımız neylere gebe bilmesekte bizde çok severiz masalları. Gün boyunca anlatırız , en tatlısı akşam anlatılanlar. Ne söylersen söyle , sonu tatlı bir uykuyla biter. İki farklı karakter, biri anlatan diğeri dinleyen.

Arzu

bir gecelik sevgili...

bir gecelik sevgili bin gecelik sevgili. her günki sevgililiği bir gecelikte sevgililiği. bir gecelik mutluluğu bin gecelikte mutluluğu, huzuru ve daha neyi varsa işte. binbir gecelik sevgili için hissettiğim neyse bir gecelik sevgilim içinde hissettiğim. ve sevgilim içimde binbir gecede bir gece ....

Arzu

18 Ekim 2010

tutsaklığımıza ve boş kağıtlara içelim...


Arzu

9 Ekim 2010

değil mi?

Mutluluk, hissettiğin kadardır.
O, mutluluksa; sabahlar mutlu olabilir. O, mutluluksa; akşamlar mutlu olabilir. O, mutluluksa, yatak mutlu olabilir. O, mutluluksa; uyku mutlu olabilir. O, mutluluksa; kahvaltı mutlu olabilir. O, mutluluksa; trafik mutlu olabilir. O, mutluluksa; telefon sesi mutlu olabilir. (Gibi)
O, mutluluksa; sen mutlu olabilirsin.
Ben bugün mutluydum.

dilara.

neden bilinmez

Sabah 05.36
Bünye uyumama konusunda ısrarcı.
Gözyaşları akma konusunda ısrarcı.
Ayaklar ısınmama konusunda ısrarcı.
Eller bir şeyler yazmak konusunda ısrarcı.
Beyin aynı şarkıyı arda arda dinlemek konusunda ısrarcı.
Yürek onu sevmek konusunda ısrarcı.
Ben her şeye rağmen kanmak konusunda ısrarcıyım.
Hayat her şeye rağmen güzel olmak konusunda ısrarcı.

dilara.

8 Ekim 2010

it's raining men!

Evde bir başınaysan ve yağmur tüm hüznüyle odana yağıyorsa, seni içine alan duygusal girdap başını döndürebilir.

Dikkat! Yağmur var! :)


dilara.

24 Eylül 2010

tarifsiz

Doğum günüm.
Buruk bir sabaha uyandım. Annemin sabah neşesi bile gizli gözyaşlarıma engel olamadı.
Garip çünkü. Çünkü, eksik.
Sanırım, özel günlerde "eksik" daha bir eksik. Boğaza oturan bir yumruk. Gününü özel yapan özel insanın yokluğu.
Babam.
Şimdi yoksun.
Çok şey geçiyor zihnimden, yüreğimden. Doluyum, hem de çok. Çok şey birikti. Tek başımayım, sensiz. Senin beni mutlu eden neşen artık yok. Gülen yüzün artık yok. Beni sevdiğini gösteren bakışın artık yok. Varlığımı hatırladığım, doğduğum günde, beni "var" eden sen "yok"sun!
İnsanın kendine yaptığı en büyük kötülük: eski zamanlar.
Hatırlıyorum son doğum günümü...
Seni çok seviyorum baba.
Beni yukarıdan bir yerlerden izlediğini bilerek, umutluyum. Mutlu olmak için sebebim var, mutlu olmamı isterdin bugün. Merak etme, sevdiğim insanlarla geçireceğim bu günümü, sanma böyle gözlerim hep yaşlı olacak. Kızarsın biliyorum, dayanamazsın hiç ağlamama. Bütün kızgınlığında dayanamaman değil miydi zaten hep? Sevgilin de uğrayacak yanımıza, kıskanma sakın..
Balki deminden beri oturmuş yüzüme bakıyor, beni izliyor. Anladı sanırım sana yazdığımı. Teşekkür ediyor sana, beni dünyaya getirdiğin için.

:)

Huzur içinde uyu aşkım.

dilara.

6 Eylül 2010

şimdi

Tam yazmaya hazırlanırken defterden düşen bir sayfa. Ne olduğunu anlamak için açıyorum. Bir isim, bir tarih, bir numara... Gülümsüyorum. Bahane çok. Bırakıyorum.
Gidiyorum, geleceksin; benimle değil. Ama ben seninle. Yarınımız güzel geçecek. Keyifli bir yolculuğa çıkıyoruz seninle. Vaktimiz çok. Kitap okuyacağız, sevdiğimiz üzere yazacağız her ne olursa, benim ilgimi çekecek yollardan geçeceğiz, hayaller kuracağız içinde bizli. En güzeli düşünmeye vakit bulacağız adam akıllı. Yalnız olacağız, bir başımıza kendimizle, ikimizken. Bizi en çok bu mutlu edecek. Yolun sonu gelecek, yolun başı olacak. Bırakacağım seni, benimle birlikte.
Sen bilmeyeceksin yanımda olduğunu. Bilmeden çok şey yaşayacak ve kaçıracaksın sevgili...

dilara.

20.07.2010

En çok bana yaklaşmaktan korkmadığı an, beni gördüğü zaman gözlerinin içinin güldüğü o an güzel..

Belki'si için.

dilara.

4 Eylül 2010

Dün Bugün ve Yarın

Dünden önceki günün öncesinde sana çok kızdım, dünden önceki gün kızgınlığım geçti, dün sana tekrar aşık oldum, bugün tekrar ve tekrar aşık oldum. Ama yarın ne olur bilemem...

Arzu

3 Eylül 2010

ELLER

Gidenler ve geriye kalanlar hep
Dört duvar arasında bir adam
Özenle örülmüş yanlızlıklar
Işığın geçmediği pencereler
Ve kalın perdeler açması imkansız.
Her sabah olunan sineğin kaymadığı traşlar
Dumanı tüten köpüklü bir kahve
Ciğere işleyen tek başına bir dal sigara.
Getirilir mi şimdi uçup gidenler
Yalvarsan nafile, kararlı adımlar
Bir telefon uzağında yanlızlıklar, vedalar.
Sorsan kime ne? Kimse umursamaz seni, bilmezsin.
Mutlu gününde etrafın sel gibi dolup taşarken
Gece 10dan sonra yanlızsın, duvarlar seninle
Konuşsan , bağırsan , haykırsan sesin kilometrelerce uzakta
Ancak sağır kulak işitmez bir dünya ses bile olsa.
Eller kapatır, eller yok eder ve eller gider.
Bir yabancı şimdi , senden çok uzakta
Yanlızlığında o da düşünür mü seni , bilemezsin kimler düşünür.
Kimlerin yanında rahatsın ki hiç olmadığı kadar kendinle rahatsın
İç hesaplaşmalar duvarlarını kalınlaştırır, seni hapseder
Hapishane gölgesinde dolaşan bir kuş ama senden daha özgür.
Bırak artık bunları, yık kendini , eller gitmiş kalanlar senin ellerin
Aşk bir içimlik sigaradan , köpüklü bir kahveden ibaret
Dön dur yatağında, çarşaf sadece senin, istediğin gibi örtün
Ben duyarım seni, fırtınaların bende de kopar, dümenini bir de ben tutarım.

Arzu

19 Ağustos 2010

uzun zamanlar

Beklemediğimiz, beklenendir.

:)

dilara.

Gözlerim Hep Açık

Aşkın çok uzak olduğu ve bazen de çok yakın olduğu zamanlar var. Gözlerim kapalıysa mesafeyi algılayamam. İşte o yüzden gözlerimi hep açık tutarım. Uzakları algılayamam. O yüzden onu hep yakında görürüm. Bu yüzden de aşkım bana hep yakın.

Arzu

....
'' Ve geceleri gökyüzüne bakarsın. Herşeyin çok küçük olduğu
gezegenimin yerini gösteremem sana. Belki böylesi daha iyi.
Yıldızım senin için herhangi bir yıldız olsun. Böylece gökyüzündeki
bütün yıldızlara bakmayı seveceksin... Hepsi senin dostların
olacak...''
...
Küçük Prens' den alıntı
Arzu

25 Temmuz 2010

Kaybetmekten korktuklarımı hep kaybettim;
Kazanmayı hayal ettiklerimi hep kazandım;
Evet istediklerimi gerçekleştirebiliyorum.

Arzu

23 Temmuz 2010

Çözüm?

Demin perdeye takılıp evi istila etmeye çalışan bir hamamböceği gördüm. Pardon o sadece yolunu kaybetmiş ve bizim yarattıklarımız arasında evini bulamayan bir zavallı. Asıl istilanın ''zavallı'' askerleri bizler ve yıllar sonra tarih kitaplarında isimlerimiz olmayacak. İnsanlık bizden övgüyle bahsetmeyecek. Çıkar yolu bulamıyoruz. Tünelin ucunda beyaz ışık yok.Öylece yaşayıp gidiyoruz işte.Nesilden nesile de en kutsal bilgimiz buymuş gibi aktarıyoruz. Seçme şansı bırakmıyoruz. Çünkü artık dinlemeyi de beceremiyoruz. ''İsyankar'' bir gençlik yaratıyoruz, sürekli yaftalıyoruz. Bencillik içimize işlemiş zift gibi tek çaresi kökten yok ediş. Fırtınada savrulup giden yapraklar gibiyiz ancak onların bile bir amaçları var. İnsanlık tarihin en uzun uykusunda şuan. Yok oluşun kabuslarında geziniyoruz. Her gece herbirimizin terler içinde kalktığı bu rüyayı birbirimize bile itiraf edemiyoruz.

Arzu

15 Temmuz 2010

Yabancı Yüzler

Büyük masadayız aileyle,
Büyük , güzel bir aile.
Kızgınlıklar yok sadece içki dolu bardaklar.
Sonra yabancı yüzler görüyorum,
Bakışları yabancı, güldürmüyorlar.
İçtikleri , şarap kırmızısı değil.
Ve korkmaya başlıyor küçük çocuklarımız,
Biz ise tedirginiz, kadınlar ürkek,
Cesaret ise çoktan gitti erkeklerden.
Uzun süre beklioruz gitmelerini,
Ancak fısıldıyorlar ailenin başına;
'Onsuz gitmeyiz'
'Şimdi zamanımıydı?' diye soruyor sonra babam.
İkna çabaları yetersiz, geliş amaçları belli.
Ve ben daha fazla beklemeden kalkıyorum yerimden.
Ağlayan çocuklar susuyor.
Kadınlar gülümsüyor.
Sadece beni mutlu göndermek için.

Arzu

14 Temmuz 2010

küçük çocuk

Ben küçücük bir çocuktum doğduğumda,
Sonra büyüyüp kocaman oldum.
Önceleri eriyip giden dondurmama ağlardım,
Sonraları terkeden sevgilime.
Yeni doğan kardeşimi kıskanırdım,
Şimdiyse ölüp gittiği için kıskanıyorum onu.
Şimdi yaşlı bir kadınım, koltuğumda,
Ağrıyan dizlerime ağlıyorum.
Etrafımda kimsenin olmamasına,
Çocuklarımın aramamasına.
Ben , sanırım,
Küçük bir çocukken daha mutluydum.

Arzu

6 Temmuz 2010

En uzak mesafe ne Afrika'dır
Ne Çin, ne Hindistan
Ne seyyareler
Ne de yıldızlar geceleri ışıldayan...
En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir,
Birbirini anlamayan...


Can Yücel

30 Haziran 2010

yakın

En yakınımızdakilerdir bizi üzen ve yalnız bırakan. Gözlerimizin içine bakıp görmezden gelen güzelliklerimizi. İçimizde kopanlara sadece gülüp geçen ve anlamamazlıktan gelen. Sözlerin yetersiz geldiği onlardır çünkü düşmanlarımız bizi anlayıp tersini yapanlardır. Onlar anlamasını bilirler ama en yakınımızdakiler at gözlüğü takmış olanlardır. Kulaklarını pamukla kapatanlardır. En yakınımdakiler beni zaman zaman en çok üzenlerdir.

Arzu

Kovalamaca

Telaşlı yıldızlar kovalar birbirini. Eteklerinden dökülen parıltılar saçılır göklere. Bir dilek tutar penceresindeki aşık ve sevdiği bir mendil atar ona ertesi gün. Günler birbirini kovalar aşıklar da birbirini. Mutlu bir düğün ve sonra bir bebek. Yıllar birbirini kovalar ve bebek büyür. Aşıklar son günlerinde, ölürler ölümsüzlüğe. Günler yılları kovalar , insanlar birbirlerini sonra ölümü...

Arzu

....

Şu an aklım başımda değil
Kelimeler kafamda uçuşuyor
Beynim bende değil
Ve vücudum çılgın
Bilinmezlikle yanıp tutuşuyor.

Arzu

RÜYA

Sokakların arkasında bilmediğim yüzler, anlamsız bakan solgun ve hastalıklı gözler.Düşmanca ve vahşice ,anlaşılmaz seslerle konuşurlar. Ne dediklerini anlayamam , onlara dokunamam . Etrafımda görünmez duvarlar, hapsedildim yalnızlığıma . Zincirlerim çelikten , kırıp kaçamam. Dumanlı camları kafesimin , dışarı bile bakamam. Kemiklerim ağrılar içinde , koşamam. Peki sen niçin öyle uzak durursun bana? Tüm bunlar rüyada, sevdiğim, sen yok musun? Bu sonsuz uçuruma aslında hiç gelmedik mi? Gözlerimi kapasam geri uyanabilir miyim?

Arzu

29 Haziran 2010

sen

Varken yok gibisin. O zaman varlığının değeri nerede? Yokken var olmaksa; o benim sana verdiğim değer.

dilara.

28 Haziran 2010

kafam dumanlı

bugün bende özgür bıraktım kendimi . özgürlük ve düşüncelerim havada uçuşuyor . öylesine yazdım satırlarımı hiç düşünmeden kendiliğniden geliyor. vücudum yanıp tutuşuyor bilinmezlikle varıl olup olmamak sorunum değil bu gece . sadece yazmak . içimdekilerin vucüt bulması. ve kafamdaki binlerce düşünce önemini yitirip sadece alkol ve sigara. hayatı daha derinden hissedebiliyorum . bana yasakladıklarının onlarcası içimde. yalnızım ve huzurluyum. bedenim mutlu ve gururlu. titrek parmaklarım yanlış yazdığı harfleri siliyor. ve hayır anlamsız bu yazıyı silmeyecek . sadece paylaşmak içimdekini.

Arzu

26 Haziran 2010

Müzik

Müzik kulağımdaki ses oldu sonra içimdeki dans. Kasvetimi attım,karamsarlığımı attım, ve mutluluğumu. Şimdi bir hiç kaldım ve gözlerim bomboş bakıyor. Hayat duru bir deniz gibi karşımda ve yeniden dalgalandırılmayı bekliyor. Gücümü toparladım ve ellerimi vurdum. Kocaman bir tokat gibi patladı ve dalgalar çıktı, sonra tsunamiler ,tayfunlar,kasırgalar. Yağmurlar ,tipiler , buz gibi soğuklar. Güneş ve kızıl çöller. Uzaktan bir müzik sesi ve müzik kulağımdaki ses oldu yine sonra içimdeki dans...

Arzu