Doğum günüm.
Buruk bir sabaha uyandım. Annemin sabah neşesi bile gizli gözyaşlarıma engel olamadı.
Garip çünkü. Çünkü, eksik.
Sanırım, özel günlerde "eksik" daha bir eksik. Boğaza oturan bir yumruk. Gününü özel yapan özel insanın yokluğu.
Babam.
Şimdi yoksun.
Çok şey geçiyor zihnimden, yüreğimden. Doluyum, hem de çok. Çok şey birikti. Tek başımayım, sensiz. Senin beni mutlu eden neşen artık yok. Gülen yüzün artık yok. Beni sevdiğini gösteren bakışın artık yok. Varlığımı hatırladığım, doğduğum günde, beni "var" eden sen "yok"sun!
İnsanın kendine yaptığı en büyük kötülük: eski zamanlar.
Hatırlıyorum son doğum günümü...
Seni çok seviyorum baba.
Beni yukarıdan bir yerlerden izlediğini bilerek, umutluyum. Mutlu olmak için sebebim var, mutlu olmamı isterdin bugün. Merak etme, sevdiğim insanlarla geçireceğim bu günümü, sanma böyle gözlerim hep yaşlı olacak. Kızarsın biliyorum, dayanamazsın hiç ağlamama. Bütün kızgınlığında dayanamaman değil miydi zaten hep? Sevgilin de uğrayacak yanımıza, kıskanma sakın..
Balki deminden beri oturmuş yüzüme bakıyor, beni izliyor. Anladı sanırım sana yazdığımı. Teşekkür ediyor sana, beni dünyaya getirdiğin için.
:)
Huzur içinde uyu aşkım.
dilara.
6 Eylül 2010
şimdi
Tam yazmaya hazırlanırken defterden düşen bir sayfa. Ne olduğunu anlamak için açıyorum. Bir isim, bir tarih, bir numara... Gülümsüyorum. Bahane çok. Bırakıyorum.
Gidiyorum, geleceksin; benimle değil. Ama ben seninle. Yarınımız güzel geçecek. Keyifli bir yolculuğa çıkıyoruz seninle. Vaktimiz çok. Kitap okuyacağız, sevdiğimiz üzere yazacağız her ne olursa, benim ilgimi çekecek yollardan geçeceğiz, hayaller kuracağız içinde bizli. En güzeli düşünmeye vakit bulacağız adam akıllı. Yalnız olacağız, bir başımıza kendimizle, ikimizken. Bizi en çok bu mutlu edecek. Yolun sonu gelecek, yolun başı olacak. Bırakacağım seni, benimle birlikte.
Sen bilmeyeceksin yanımda olduğunu. Bilmeden çok şey yaşayacak ve kaçıracaksın sevgili...
dilara.
Gidiyorum, geleceksin; benimle değil. Ama ben seninle. Yarınımız güzel geçecek. Keyifli bir yolculuğa çıkıyoruz seninle. Vaktimiz çok. Kitap okuyacağız, sevdiğimiz üzere yazacağız her ne olursa, benim ilgimi çekecek yollardan geçeceğiz, hayaller kuracağız içinde bizli. En güzeli düşünmeye vakit bulacağız adam akıllı. Yalnız olacağız, bir başımıza kendimizle, ikimizken. Bizi en çok bu mutlu edecek. Yolun sonu gelecek, yolun başı olacak. Bırakacağım seni, benimle birlikte.
Sen bilmeyeceksin yanımda olduğunu. Bilmeden çok şey yaşayacak ve kaçıracaksın sevgili...
dilara.
20.07.2010
En çok bana yaklaşmaktan korkmadığı an, beni gördüğü zaman gözlerinin içinin güldüğü o an güzel..
Belki'si için.
dilara.
Belki'si için.
dilara.
4 Eylül 2010
Dün Bugün ve Yarın
Dünden önceki günün öncesinde sana çok kızdım, dünden önceki gün kızgınlığım geçti, dün sana tekrar aşık oldum, bugün tekrar ve tekrar aşık oldum. Ama yarın ne olur bilemem...
Arzu
Arzu
3 Eylül 2010
ELLER
Gidenler ve geriye kalanlar hep
Dört duvar arasında bir adam
Özenle örülmüş yanlızlıklar
Işığın geçmediği pencereler
Ve kalın perdeler açması imkansız.
Her sabah olunan sineğin kaymadığı traşlar
Dumanı tüten köpüklü bir kahve
Ciğere işleyen tek başına bir dal sigara.
Getirilir mi şimdi uçup gidenler
Yalvarsan nafile, kararlı adımlar
Bir telefon uzağında yanlızlıklar, vedalar.
Sorsan kime ne? Kimse umursamaz seni, bilmezsin.
Mutlu gününde etrafın sel gibi dolup taşarken
Gece 10dan sonra yanlızsın, duvarlar seninle
Konuşsan , bağırsan , haykırsan sesin kilometrelerce uzakta
Ancak sağır kulak işitmez bir dünya ses bile olsa.
Eller kapatır, eller yok eder ve eller gider.
Bir yabancı şimdi , senden çok uzakta
Yanlızlığında o da düşünür mü seni , bilemezsin kimler düşünür.
Kimlerin yanında rahatsın ki hiç olmadığı kadar kendinle rahatsın
İç hesaplaşmalar duvarlarını kalınlaştırır, seni hapseder
Hapishane gölgesinde dolaşan bir kuş ama senden daha özgür.
Bırak artık bunları, yık kendini , eller gitmiş kalanlar senin ellerin
Aşk bir içimlik sigaradan , köpüklü bir kahveden ibaret
Dön dur yatağında, çarşaf sadece senin, istediğin gibi örtün
Ben duyarım seni, fırtınaların bende de kopar, dümenini bir de ben tutarım.
Arzu
Dört duvar arasında bir adam
Özenle örülmüş yanlızlıklar
Işığın geçmediği pencereler
Ve kalın perdeler açması imkansız.
Her sabah olunan sineğin kaymadığı traşlar
Dumanı tüten köpüklü bir kahve
Ciğere işleyen tek başına bir dal sigara.
Getirilir mi şimdi uçup gidenler
Yalvarsan nafile, kararlı adımlar
Bir telefon uzağında yanlızlıklar, vedalar.
Sorsan kime ne? Kimse umursamaz seni, bilmezsin.
Mutlu gününde etrafın sel gibi dolup taşarken
Gece 10dan sonra yanlızsın, duvarlar seninle
Konuşsan , bağırsan , haykırsan sesin kilometrelerce uzakta
Ancak sağır kulak işitmez bir dünya ses bile olsa.
Eller kapatır, eller yok eder ve eller gider.
Bir yabancı şimdi , senden çok uzakta
Yanlızlığında o da düşünür mü seni , bilemezsin kimler düşünür.
Kimlerin yanında rahatsın ki hiç olmadığı kadar kendinle rahatsın
İç hesaplaşmalar duvarlarını kalınlaştırır, seni hapseder
Hapishane gölgesinde dolaşan bir kuş ama senden daha özgür.
Bırak artık bunları, yık kendini , eller gitmiş kalanlar senin ellerin
Aşk bir içimlik sigaradan , köpüklü bir kahveden ibaret
Dön dur yatağında, çarşaf sadece senin, istediğin gibi örtün
Ben duyarım seni, fırtınaların bende de kopar, dümenini bir de ben tutarım.
Arzu
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)