31 Mayıs 2010

mavili bir şey

Zamanında çok istediğin bir şey gerçekleşirken ve sen artık onu istemezken, yine de çok istediğin zamanları hatırlayarak keyif almaya bakarsın. Çünkü sen, yine sensin. O zamanki senin istediğinin keyfini, bu zamanki senle sür. Kendine haksızlık etme.

Mavili bir şey için.

dilara.

9 Mayıs 2010

Zaman. Beklersen gelmez. Beklemezsen geçer.

dilara.

8 Mayıs 2010

git-gel(l)

# Orada mısın?
_ Yine ne oldu?
# Bilmiyorum. Sanırım konuşmak istiyorum biraz. Şey, neden gerçekten içimizden geçenleri insanlara aktarmakta sorun yaşıyoruz?
_ Ne gibi sorun?
# Mesela neden biz duygu ve düşüncelerimizde açık olduğumuzda bu bir sorun haline geliyor ilişkilerde?
_ Bence bunu bana sorma. Kendin de çözümleyebilirsin. Ama değişik geldi sordukların. Biraz daha aç bakalım konuyu.
# Aslında düşüncelerim dağınık şuan ama şöyle anlatabilirim. Mesela birisi ile ilgili düşüncelerim var kafamda ve o düşünceler içinde o insanla olan ilişkime ait sorular ve sorunlar da var. Bu soru ve sorunlarla ilgili, kendi kendime cevaplar arayıp çözümler bulmaktansa, bunu karşı tarafla paylaşmalıyım aslında. Çünkü ben onun adına yine kendim olarak düşünmeye kalkıştığımda işin içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Onun "Ak" diyeceği bir şeyi ben "Kara" der düşüncesiyle harekete geçtiğimde karmaşık ve saçma bir ilişki doğuyor. Aklımdakileri doğrudan kendisiyle paylaşsam, her şey net olsa. Daha mantıklı. Bilmiyorum anlatabildim mi ki?
_ Evet evet anlaşıldı ama daha mantıklı değil.
# Of ne saçma! Nasıl daha mantıklı değil? Bu şekilde ilişkiler daha açık daha sağlıklı olmaz mı? Araması gerekirken beni aramıyorsa, ben neden aramadığıyla ilgili kafamda bin tane şey kurabilirim. Ve onun gerçeği çok başka olabilir. Bunu onunla konuşmazsam nasıl anlarım, nasıl çözümlerim?
_ Çözümleyemezsin. Çünkü sen istediğin kadar açık ol, karşındakinin sana karşı ne kadar dürüst olacağından emin olamazsın. Ayrıca ne kadar açık olmaya kalkışırsan, karşı tarafı o kadar "korkutursun". Çünkü insanlar kaçışlara, yalanlara ve oyunlara alışmışlar bir kere. Sen açık olmayı istediğinde ve hatta seçtiğinde oyunlarını bozuyorsun. Olur mu şimdi bu? :)
# Çok acımasız ve asıl korkutucu olan bu! Ama olsun. Ben elimden geldiğince hep düşüncelerimi açık açık söyleyeceğim ve onların da açık olmasını için sorularımı cesurca soracağım.
_ Ama onlar cevaplamamak için çok çaba sarf edecek. Ne zaman ki bir insan gerçekten içini birine açmak istese egoları buna fırsat vermeyecek. " Rezil olmak, gururu kaybetmek, kendinden taviz vermek, karizmayı yitirmek..." Sen ne dersen de, her kişi bunu düşünecek ve bu düşünceler en büyük engelleri olacak.
# Aptal insanlar umrumda değil. Benim gibi düşünen birileri vardır elbet!
_ Git artık...

dilara.

git-gel

# Düşünüyorumda
_ Ne?!
# Araya girmesine!
_ Ne düşünüyorsun?
# Yaşanları...
_ Bırak düşünme. Geçmişte kaldı yaşananlar. Geçmişi düşünmenin sana kazandırdığı ne?
#Bir şey değil. Haklısın belki. İnsanım ama işte! Geçmişten kopamıyorum, hep yaşananlar dönüyor tekrar tekrar kafamın içinde ve hep aynı sorular. " Bunu şöyle yapsaydım, o böyle olsaydı, ne olurdu?"
_ Boşuna yorma kendini. Ben sana verebilirim cevabını. HİÇ BİR ŞEY! Bunları düşünmek hiç bir şeyi değiştirmeyecek. Sen hep o noktada takılı kalacaksın, üzüleceksin belki. Ama bütün bunlar olurken çok büyük bir şeyi kaçıracaksın.
# Çok büyük?
_ AN! Evet anı kaçıracaksın. Bir dur, nefes al, yaşadığını hisset. Boşver geçmişini, değiştirebileceğin bir şey yok. Seçimler yapıldı, yaşandı. Geleceğini de düşünmeye kalkma, henüz gelmiyor. SEN neredesin? Şimdide, şu anda.
# Hımmm mantıklı geldi bunlar şimdi. Evet sanırım bunun bilincine varmak önemli.
_ Ah ah!
# Evet, tamam, gelme üzerime daha fazla.
_ Gelmiyorum üzerine. Sadece şuan yaşadığın anın keyfini çıkar ve çıkar ki bugünün geçmiş olduğunda keşkelere yer kalmasın.
# Eh peki anlıyorum. Benim için zor olacak ama deneyeceğim. Sadece şimdi var, keyfini çıkar. Sadece şimdi var, keyfini çıkar...
_ ...

dilara.

7 Mayıs 2010

Kadın ve Erkek

Tahtaları eskimiş gıcırdayan köprü.İpleri yenmiş böcekler tarafından,koptu kopacak...İnatla duruyor metrelerce yüksekte.Meydan okuyor rüzgara,yerçekimine,gerçeklere..İnatçı;azıcıkta bekliyor zamanını.Kadın uzaktan baktı köprüye, içi ürperdi.İki yolu vardı şimdi;ya uzak taraftan gidicek,karanlıktan.Ya da risk alıp aydınlık görünen kısımda.Sonra uzaklara baktı ve görünmezi gördü.Yalnız değildi.Biri daha karar aşamasındaydı.O da seçim yapıyordu.Göz göze geldiler.Rüzgar esti,yağmur damladı,kuş uçtu,sessizliğin hükümdarlığı başladı.
Erkek gözleriyle ölçüp tartıyordu köprüyü.Aklının bir köşesinde de uzun yoldan gitme vardı.Ancak bu yolda karşılaşma yoktu.Risk almaktan değil onu yaşayamamaktan korkuyordu olsa olsa.Karanlık yolda aydınlanma olabilirdi eninde sonunda,yalnızlıktan da korkmuyordu ama... Değişim gerekiyordu artık bunu biliyordu.Sonra kadını gördü.Oda seçim yapıyordu.Göz göze geldiler,rüzgar esti,yağmur damladı,kuş uçtu ve sessizliğin hükümdarlığı başladı.
İlk adımlar zor oluyordu hem onlar hem de köprü için.Çünkü korku vardı.Ne var ki bu değişik bir durumdu.Atılan her adımla köprü gençleşiyordu,yenileniyordu.Halatlarda ki her ip yeniden birleşiyor,tahtaları yeniden tahta oluyordu.Engeller açıldıkça azalıyordu.Köprünün ortasında kocaman bir boşluk vardı.En zor kısım burasıydı.Ya ikiside kendi yerlerine dönecek ya da devam edeceklerdi.Birbirlerinden sadece 1 metre uzaktaydılar,aralarındaysa inatçı uçurum.Erkek kadına baktı.Gözleri alev alev yanıyordu.Kadına açtı,özlem doluydu.Kadının gözleri sıcacıktı,dudakları kıpkırmızı.Erkeği bekliyordu yıllardır,ona açtı,özlem doluydu.Erkeğin dudakları aralandı ve yağmur durdu.Damlalar yağmaya hazır yeniden havadaydı.'Çok sevdim seni aşk...' Kadının yanakları kızardı,ayakları titredi ve adım attı.Köprü tamamlandı,tenler kavuştu,damlalar aktı,kuşlar uçtu,güneş doğdu.
Kadının geldiği taraf karanlıktı,fısıltılar vardı.Erkeğin tarafı karanlıktı,yalnızlık vardı.El ele tutuştular,yeni bir dünyaya,yeni bir geleceğe ve atladılar sonsuzluğa.Korku yok,üzüntü yok sadece mutluluk...

Arzu