Günlüğümün arasından fotoğraflar saçılıyor. Zamanında taşınırken, mantar panomdan söküp oraya koymuşum. Unutmuşum üstelik. Aralarında yakın bir tarihte çekilmiş, babamla sarılmış olduğumuz bir fotoğraf var. Gülümsüyoruz, birbirimize sahibiz, hep öyle olacakmış gibi... Bakakalıyorum. Aslında bana babamı hatırlatan şeylerden kaçıyorum. Dolapta hala "o" kokan eşyaları, fotoğrafları, anıları, konuşulanlar... Bu unutmak değil, yok saymak hiç değil. Bu, bu başka bir şey. İlk kez, kelimelerim yetersiz. Onu, yok olduğunu düşünmek, özlemek, çok özlemek, en güzel anlarımı paylaşamayacağını bilmek, her mutluluğun burukluğunu hissetmek. İşte, heran bunlarla yüzleşmekten korkmak ve kaçmak. Ev içinde dolanırken göze çarpan bir fotoğrafla hıçkırıklara boğulmak. Zor, çok zor.
Fonda en sevdiğin şarkı çalarken, özledim seni baba.
dilara.
http://fizy.com/#s/1ai3cg
eğer burda bi' beğen butonu olsaydı -gerçi var mı bilmiyorum - oraya basardım.
YanıtlaSil