Yıldırımda yarısı kırılmış bir ağaç gövdesinde kahverengi tüylü bir iskete.Siyah boncuktan gözleri özenle konulmuş ve etrafı sarının türlü tonlarıyla boyanmış. Geniş bir renk yelpazesi var tüylerinde.Yumuşak, bakanı birkez daha baktıran küçük bir kuş. Gagası önündeki sineğe gidiyor ve onu midesine indiriyor.Ayakları gövdedeki yosunlara tutunmuş ve gururlu, etrafına bakınıyor.Seviyor buraları iskete; buralarda doğdu,buralarda uçtu. Ah evet, iskete de aşık oldu.Hem de buralarda. Sonra iskete bir şekilde şehire geldi. Şimdi bir sokak lambasının direğinde duruyor. Demirin halkalı çıkıntısına tutunuyor.Yanan ışığın altında etrafa bakınıyor.Boynu bükük artık. Buralarda çok ağaçda yok.Üstelik yeni aşklar da yok.İskete uyum sağlayamıyor buralara. Aç kalıyor ve üşüyor. İskete gece soluk yanan o sokak lambasının altında ölüyor bu gece...
Arzu
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder